Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Güncel
İnsandan insana vefa yoktur
08 Şubat 2017 Çarşamba Saat 13:34
Mustafa ORAL YENİASYA Köşe yazısı...

Her güne yeni bir güneşle uyanıyoruz. Her gün yepyeni yüzü ile bizi selâmlasa da her zaman aynı güzellikle cevap veremiyoruz. Bazen öyle sıkılıyoruz ki “Uyanmasaydık daha iyiydi”, diyoruz.


Kıyamet günü güneş batıdan doğacak. Herkesin kıyameti kendinedir. Her gün binlerce insan için güneş batıdan doğuyor. Âlemi değişiyor. Ahirete gidiyor. Bazımız içinse bitmeyen bir kıyamet var. Uzadıkça uzuyor. Güneş batıdan doğuyor, hiç batmıyor. Batsa gece olacak, ölüm gelecek, sonsuz bir uykuya dalacak.

Büyük kıyamet yaklaştıkça küçük kıyametler artıyor. Son yüzyılda güneş çok fazla batıdan doğdu. Türkiye’de 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve nihayet 15 Temmuz 2016’da güneş batıdan doğdu. Yüzlerce kişi dünyasını değiştirdi. Binlerce kişi darbeci/terör üyesi olduğu iddiasıyla işten atıldı, mallarına el konuldu, hapsedildi. Bunların olayın ne kadar içinde olduğunu en güzel Rabbimiz ve kendileri bilir. Failler dünyada kurtulsa da ahirette yargılanacak. Bizim üzüntümüz ilişkisi olmadığı halde işinden, eşinden, çocuklarından, dostundan olanlar.

Vefat edenler kurtuldular, ama kalanlar her gün yeniden ölüyor. Yedikleri terör damgasıyla düzenleri altüst oldu. İtibarları zedelendi. Varlıklarını kaybettiler. Bunlar telâfi edilebilir. En büyük kayıpları manevî oldu. ‘İnsan’ı yitirdiler. Adalete olan güvenlerini, insana olan inançlarını, eşlerini, dostlarını, akrabalarını kaybettiler. Artık onlar için güneş hep batıdan doğuyor. Hiç aydınlık vermiyor.

Kuldan kula vefa yoktur

Allah Vafi’dir, vefalıdır. İnsana vefa etmiş, dünyayı yaratmıştır. Dünya ile güneş ezelden arkadaştır. Dünya kaçamak yapsa da güneş vefalıdır. Sözüne sadıktır. Bütün gün beşiğini sallar. Dünya uykuya dalınca usulca göklerden çekilir. Giderken kulağına fısıldar. “Şimdi gideceğim. Sabah geleceğim”, der. Sözünü tutar. Sabah yine gelir.

Dünya ile ahiret arkadaştır. Dünyada vefa yoktur, ama ahiret vefalıdır. Dünya ne zaman düşse, ne zaman insanlığın üzerine karanlık çökse ahiret yardıma koşar. Peygamber denilen güneşler gönderir. Karanlığın en koyu olduğu bir zamanda âlemlere rahmet Hazreti Muhammed’i (asm) gönderir. Dünya OHAL ile idare edilirken, hukuk ayaklar altında çiğnenirken, masumlar zalimlerin zulmü ile inlerken, insanlık kuyu dibinde yaşarken Hz. Muhammed Mustafa (asm) umut olarak dünyaya gelir. İnsana ve insanlığa itibarını iade eder. Masumları, maznunları, mazlûmları, garipleri, fakirleri güneş gibi ısıtır, ışıtır. İnsanlığı tekrar ayağa kaldırır. Hira’da, insanlığın zirvesinde Asr-ı Saadet gibi bir medeniyet inşa eder. Yanında vefa timsali Hz. Hatice (ra) gibi eş ve Hz. Ebu Bekir (ra) gibi dost vardır. Değil mi ki Hira’sı olanın Hz. Hatice’si (ra) ve Hz. Ebu Bekir’i (ra) vardır.

Vefa eden vefat etmez

Dost dediğin güneştir. Bir gülümsemesi, selâmı üç kış ısıtır. Dost dediğin düğünde oynar, cenazede ağlar. Ne var ki dost günümüzde düğünde var, hüzünde yok. İşler sarpa saracağını hissettiğinde ortadan kayboluyor. Bir kara bulut geliyor, güneşi kapatıyor. Akşam oluyor.

Dostlardan ayrılık olmasaydı ölüm yol bulup gelemezdi aramıza, demiş “Allah’ın Sadık Kulu” Bediüzzaman. Vefa ile vefat kardeştir. Vefasızlık vefat ettirir. Üstadı dünyaya küstüren bir dostun vefasızlığıdır. Tekrar dünyaya bağlayan da Barla Sıddıklarıdır.

Bazen haksızlığa maruz kalırsın. Haklı olduğunu dostlar da bilir, ama şahitlikten korkarlar. Ahirette zaten şahitlik edeceğiz. Bizim imtihanımız dünyadayken şahitliktir.

Yoksulluk yoksuldan çok zenginin imtihanıdır. Zengininki fakirden daha ağırdır. Yoksul sabırla, zengin malıyla imtihan edilir. Zengin ‘kardeşi aç iken tok yatan bizden değildir’ hadisine uyup uymamakla sınanır. Cömertlik olmayınca malın, vefa olmayınca arkadaşın anlamı yoktur. Kesesi zengin, kalbi fakir olandan dost olmaz.

Mazlûmun imtihanı zalimin, zulme taraftar olanın ve sessiz kalanın imtihanından daha hafiftir. Sabreder geçer. Asıl imtihan zalim, zulme taraftar olan ve sessiz kalan içindir. Gücü olduğu halde engellemeyen zalim kadar suçludur. Zira zalim tepki görmezse yaptığının doğru olduğuna inanır. Meczup evliya yanlış yapsa mesul değildir, ama peşinden gidenler mesuldür. Zalim meczup değildir. Ama halkın/çevrenin desteği ile meczuplaşıp kendini evliya hatta sahabe bile sanabilir. Sahabe gibi yaşıyorum, diyebilir.

Bülbülün dünyası güldür. Daha güzelini görse bırakıp gider. Dünya gül, dünyalılar bülbüldür. Dünyalılardan vefa beklenmez. Bülbül için gülün gölgesi yoktur. Unutulur gider. Gül güneşli havada güzel görünür. O zaman bülbül gölge gibi gülü takip eder. Bulutlar gökyüzünü kaplayınca, karanlık basınca bülbül “gül gibi gülü” bırakıp gider. Günümüzde insanlar etraf güllük gülistanlık iken gölge gibi yanından ayrılmaz. Ortalık biraz kararınca bağlasan durmaz.

Vefa yoksa cefa vardır

Kul daha güzel insan olacağına dair her gece Rabbine söz verir. Rabbi de ona ömür verir. Ne var ki ertesi gün hiç söz vermemiş gibi günaha devam eder. Rabbine vefası olmayanın kullara olur mu hiç?

İnsan vefa göstermese de vefa istiyor. Hâlbuki Peygamberlere bile vefa edilmemiş. Bazılarının eşleri, çocukları bile sadâkat göstermemiş. Bazıları ümmetsiz vefat etmiş. O halde vefasızlıktan şikâyet etmeye hakkın var mı?

“Kıyamet günü ahdini tutmayan her vefasıza vefasızlığın derecesine uygun bir bayrak dikilecek. Böylece vefasızlığı teşhir edilecektir.” (Hadis-i Şerif.) Şimdilerde etraf bayraktan geçilmiyor. Parti, sendika, dernek… gölgesi altında bayraklar çekiliyor. Vefasızlar bayrak açmış, herkes bayrak yarışında.

Belki senin de etrafında bayraklar dalgalanıyor. Dünyana güneş hâlâ batıdan doğuyor. Darbe üstüne darbe alıyorsun. Vefasızlık hüzünlendiriyor. Üzülme; Hatice’si (ra) ve Hz. Ebu Bekir’i (ra) yanında olanın başkasına ihtiyacı yoktur. Kendi Hira’na çekil. Cebrail Hira’da gelmiştir. Biraz sabır. Bu işin sonunda hayır var.

Vefasızlık canını acıtıyor. Haklısın. Vefasızlık görsen de vefasızlık etme, diyor sana Hz. Ali (ra). “Demir gibi sarsılmaz kardeşim” diye sesleniyor Üstad. “Bir göz hatırına çok gözler sevilir. Asıl hüner, kardeşini fena gördüğü vakit onu terk etmek değil, belki daha ziyade uhuvvetini kuvvetleştirip ıslâhına çalışmak, ehl-i sadâkatin şe’nidir” diye ekliyor. Kedi vefasız, köpek vefalı bilinir. Hz. Muhammed Mustafa’nın da (asm), Hz. Üstadın da dostları kedilerdi. Kedileri dost edin. Hz. Üstadın kedilerine ekmek vermesini hatırla. “Bağışla ümmetimi” diyen Hz. Muhammed Mustafa (asm) gibi “bağışla vefasız dostlarımı” diye hakkın divanında duâya dur. Her daim sesini duyan, seni senden çok seven ve asla vefasızlık etmeyen Vafi olan Rabbin var.

Dost istersen Allah yeter… Yoksa yetmiyor mu?
Bu yazı toplam 1288 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
8 Kişi Online
DÜNÜN MANŞETLERi
SEFERLER  + Ekle 
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR