Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Haliliye
Harf devrimi Lozan'ın gizlenen maddelerindendi
16 Aralık 2014 Salı Saat 10:01
Alper Tan: İşgalcinin dili zorunlu Osmanlıca sakıncalı!

Risale Haber-Haber Merkezi
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, "Osmanlı topraklarını işgal eden, ülkemizi parçalayan, devletimizi yıkan işgalcilerin alfabesi, bu ülkeyi vekaleten yönetenlerce mecbur tutuldu." dedi.
Türkiye'de Müslümanlığı kaldıracak teşebbüslerde bulunulduğunu belirten Tan, bunu başaramayınca "İslam’ı sulandırma ve Kemalist bir İslam uydurma yoluna" gidildiğini ifade etti. Tan, "Lozan anlaşmasından sonra 1924’te Hilafet ilga edildi. 1925’te Müslüman halkın kafasına zoraki frenk şapkası geçirildi. 1928’de bin yıla yakın kullanmış olduğumuz harfler bir anda yasaklandı ve Frenk alfabesi kullanmak mecbur tutuldu. 1930’larda dilimizle uğraşmaya ve tarihimizi unutturmak için kelimeleri ve kavramları da değiştirmeye teşebbüs ettiler. 1932’de ezanı yasakladılar ve bu yasak 1950’ye kadar devam etti. Önce Müslümanlığı kaldıracak adımlar atma teşebbüsünde bulundular. Bunu beceremeyeceklerini anlayınca İslam’ı sulandırma ve Kemalist bir İslam uydurma yoluna gayretine girdiler" şeklinde yazdı.
M.Kemal'in 1928’de "harf darbesini" yaptığında en geç 1-2 sene içinde bütün halkın okuma yazma öğreneceğini söylediğini hatırlatan Tan, "Aradan iki sene geçtiğinde 1930’da, üniversite okuma oranı değil, sadece okuma yazma oranı % 10’u zor buluyordu. Harf darbesinin üzerinden 37 sene geçtiğinde 1965’teki sayımda, okuma-yazma oranı ancak % 50’lere gelebilmişti. Medeniyet ve kültüre yapılan bu darbenin üzerinden 86 sene geçti. Bu oran hala % 100 değil. Kaldı ki 1980 darbesini yapmış olan Kenan Evren bile hala notlarını Osmanlıca tutuyor" dedi.
Tan yazısını şöyle sürdürdü:
"Hilafetin ilgası da, harf değişimi de, zoraki şapka giydirme işi de, Türkçe'nin yapısıyla, genetiği ile oynayıp tarihin ve dilin değişmesini sağlamak da, İslam’ı ve Müslümanları baskı altına alıp 1937’de zoraki laiklik dayatması yapmak da Lozan Antlaşması'nın gizlenen maddelerindendi. Lozan’daki dayatmalar, yıllara yayılarak tedricen bu halka bu ülkeye uygulandı. İşgalcilerin alfabesi, millete zorla dayatıldı. Millet bir günde ümmi hale getirildi. Osmanlı dili ve elifbası yasaklanırken, Osmanlı topraklarını işgal eden, ülkemizi parçalayan, devletimizi yıkan işgalcilerin alfabesi, bu ülkeyi vekaleten yönetenlerce mecbur tutuldu. İşgalcilerin alfabesinin mecbur tutulması yetmedi; arkasından bu ülkenin çocuklarının öğrenmesi için İngilizce ve Fransızca da mecburi hale getirildi.
Müstevli bir devlet bir yeri işgal ederse ne yapar? Zaten bunu yapar. Hatta bunu çoğunlukla işgalciler bile göze alamazlar. Peki biz de nasıl oldu? Böyle oldu.
Cumhuriyeti kuranlar, milletin kendi dilini ve bin yıldır kullandığı harfleri yasakladılar ve işgalcilerin şapkasını kafamıza, dilini ve harflerini de kitaplarımıza ve tarihize geçirdiler. Bizi tarihimizden, kültürümüzden, medeniyetimizden koparmak için de kelimelerimizin ve lisanımızın yapısıyla, genetiğiyle oynadılar. Böyle bir şeyi ancak işgalciler yapabilirlerdi.
Bizim dilimizle, tarihimizle, arşivlerimizle, kadim kültürümüzle ve medeniyetimizle yeniden buluşabilmemiz ve zorla koparılan ilim ve irfan halkasını tamir edebilmemiz için tartışmasız olarak Osmanlıca okullarda mecburi olarak okutulmalıdır.
Eğer bizim kendi dilimizi ve tarihimizi öğretecek Osmanlıca mecburi olarak okutulamıyorsa, okullarımızda zorunlu olarak çocuklarımıza öğretilen İngilizce ve Fransızca gibi yabancı diller de derhal zorunlu olmaktan çıkarılmalıdır.
Böyle bir şey olabilir mi? Kendi tarihi ve kültürel bağlarımızı kuracak harfleri kullanamayacağız, çocuklarımıza öğretemeyeceğiz. Ama ülkemizi işgal edip devletimizi yıkanların dilini çocuklarımıza zorla okutup, onların kültürlerini çocuklarımıza zorla öğreteceğiz. Yok öyle yağma..
Bunu asla kabul etmeyeceğiz..
Bu yazı toplam 2928 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
9 Kişi Online
DÜNÜN MANŞETLERi
SEFERLER  + Ekle 
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR